Friday, April 11, 2008

Satılık Boot :)


Satılık Boot :)
Originally uploaded by :bubble:
Bu fotografi cekerken bir kedi delisi olarak tamamen kedilere odaklanmistim. Algida secicilik iste!. Cok sonra fotografa yeniden bakinca kayigin ustundeki ilani dikkatli okudum. Satilik Boot! Mukemmel.

Diksyon Dersi

Bu blog'daki ilk yazimda da bahsetmistim. 1940li ve 50li yillarin muzikallerine bayilirim. Bunlarin arasinda en cok sevdigim film de Singin' in the Rain'dir. TRTden VHSlere kaydettigimiz bu filmleri herhalde yuzlerce kere izledim. (mubala yok a dostlar)
Singin' in the Rain'in en begendigim sahnelerinden biri bu. Yillar sonra Dulcinea'da bir partide hayli karisik bir gecede duvarda filmin bu sahnesini surekli olarak donmekte oldugunu gorunce baya soke olmustum. Hipnoz!
Sonradan bu sevdigim sahneleri surekli oynatma fikri kafamda iyice yer etti. Mesela eger bir bar acarsam barin arkasinda eski bir televizyonda surekli olarak Nick Mason'in Pompei konserindeki atagi donuyor olacak. Bu da baska bir yazinin konusu olsun mu? Olsuuuun.

Thursday, April 10, 2008

Futuristik!

1930larda yapilmis bir film, 2000 yilinda kadinlarin nasil giyinecegine dair kendilerince ucmuslar :) bugun galliano'nun, huseyin caglayan'in filan yaptigi kiyafetler de bir 70 yil sonra torunlarin cocuklarina filan super antika gelecek, evet bunu biliyoruz tabi ama bir de boyle seyredince daha bir carpici oluyor :)

Friday, March 28, 2008

Bagimlilik Kotu Sey

Esra hayatimi kaydirdi. Bana Bubble Town'i gostermekle buyuk bir kotuluk yapmis oldu. Bubble Town tetris ve pacman'den sonra gordugum en bagimlilik yapici oyun. Oyunun cok basit bir mantigi var, ayni tip baloncuklari yan yana getirip onlari asagi dusurmek. Bu oyunu bu kadar 'addictive' yapan sey nedir?

- Rengarenk biseyler var
- Baloncuklarin her birinin kendine ait sesleri var. Uyuyan baloncuklari durterek uyandirdiginda komik komik sesler cikariyorlar.
- Bir suru baloncuk dusurdugunde toplu bir 'viiiiiii' sesi cikariyorlar ki beni benden aliyor.
- Tipler mukemmel, en cok da Japon cocukla kirmizi baligin hastasiyim. (garip bir cumle!)

Iste boyle dostlar. Bu oyun yasamsal fonksiyonlarimin ortasina oturmus durumda, kitlendiiiiim. Tanrim beni kurtar. (Rehab & Alcak Esra)

Bubble Town kadar olmasa da son zamanlarda beynimi en cok gidiklayan seylerden biri de Sasha'nin Fundacion NYC isimli albumu. Ozellikle repetitive (tekrara dayali) isler yaparken pek iyi gidiyor.


Offf tam bunlari yazarken Cuma aksaminin bir korunde yine musteriden mail geldi. Su sayfaya girince su hatayi aliyoruz, soyle yapinca bu mesaj cikiyor filan diye abuk subuk mailler. Offff offf,
is guc birak artik pesimi. Al sana hata mesaji:










Saturday, March 22, 2008

Tahsin Amca ve Buyuk Kus

Sunday, March 09, 2008

ya yaaaa, evet aynen

Gundelik konusmalar sirasinda kullanilan kalip cumleleri ya da garantili sohbet konularini dusunuyorum birkac gundur. Bunlar hemen herkesin onaylayacagi, uzerinde hemfikir oldugu konular. Bir sohbetin bu tip konu basliklari uzerinde donmesinin cesitli sebepleri olabiliyor;
konusacak baska konu bulamamak, konustugunuz kisiyle yeterince samimi olmamak, onaylanma istegi, dunya gorusunun sinirliligi, sadece geyik yapip kafa bosaltma arzusu vs. vs.

Iste aklima gelen bazi garantili sohbet doldurucular:

Cep telefonu ciktigindan beri ozgurlugumuz kalmadi.
Anneler gunu bir gun degil her gun kutlanmali.
Yunanistan ayni Turkiye gibi bir yer.
Artik kis diye birsey kalmadi. (Bunun bir de 'Artik bahar diye birsey kalmadi' versyonu var.)
Istanbul cok kozmopolit bir sehir.
Avrupa Yakasi'nin bolumleri gereginden fazla uzun, ben artik izleyemiyorum valla.
Soyle guneyde bir balikci kasabasina tasinmak istiyorum.
Koy enstituleri kapanmasaydi...
Bizim cocuk yasitlarina gore resimde/muzikte/dansta vs. vs. cok ileri.
Sarap benim uykumu getiriyor.
Biz artik butun yemeklere yeztinyagi kullaniyoruz.
Amerika'nin kac yillik tarihi var ki zaten


 

Saturday, January 26, 2008

Karisik

Yine uzun bir ara vermisim. Gecen gun Cihangir'deki Meyra Cafe ilgili yorum ararken Kucuk Gurme isimli yeni bir blog buldum. Guzel bir blog, suraya gittim, surda sunu yedim, buranin feslegen yataginda budu sarmasi muhtesem seklinde yazilar var iste. Uzun zamandir bloglara goz atmiyordum. Duzenli olarak ziyaret ettigim tek blog babamin blogu. 

Neyse iste, soyle bir goz attim blog alemine. Ne kadar garip, insanlar (ben de dahil) zamaninda en yakinlarindan bile sakladiklari gunluklerini simdi tum dunyaya actilar. Gerci blog'larda ozel hayatlarina cok girmiyor insanlar. (Ne kadar teshirci isen o kadar cok yaziyorsun ozel hayatini herhalde.) Once soyle dusundum, bugun sunu yaptim, boyle dusunuyorum, yeni aldigim halim eve teslim edildi filan gibi seyler yazmanin ne anlami var. Dusununce garip geliyor ama bir yandan guzel birsey bu, insanlari birbirine bagliyor. Bir bakiyorsun hic tanimadigin biri o gun seninle ayni seyleri hissediyor, ayni seyleri dusunuyor. 

Gecenlerde sunu dusunuyordum, insanlar iletisim kurmaya muhtac varliklar. Yeni birsey soylemiyorum elbette, neredeyse butun eylemlerimiz iletisim kurmaya yonelik. Fakat bunun yanisira bir de dokunma ihtiyaci var. Neden el sikisiyoruz, neden sariliyoruz, neden opusuyoruz, neden birinin kolunu tuttugumuzda daha az korkuyoruz? 

Arada bir cok kaniksadigimiz seylere biraz yabacilasiyorum, o zaman bazi yaptigimiz seyler cok komik ve cok garip geliyor. Bazen de cok basit buldugumuz bazi seylere aklim sasiyor, mesela uzaktan kumanda ne kadar muhtesem bir bulus. Insanoglu Mars'a mekik gonderdi, sen uzaktan kumandadan bahsediyosun diyenler olabilir. Olsun bence uzaktan kumanda muthis bisey :)

Eee madem blog yazisi yazmaya basladim, ben de kendimden son haberleri vereyim. Belki birilerine iyi gelir. Efendim son bir iki aydir ne udugu belli olmayan bir goz pirtlamasi tecrube ediyorum. Daha aciklayici olmak gerekirse sol gozumde serbest dolasan iltahap hucreleri var. Etkisi ne mi? Goz kizarikligi, goz agrisi, bulanik gorme, isiga hassasiyet. Bu deyyusun adi Uveit imis. Neden oldugu tam olarak bilinemeyen hastaliklardan biri. Zaten beni de hep boyleleri bulur. Geceleri dislerimi sikiyorum ben, etkisi de tahmin edilecegi uzre dislerin cipcilali olmasi, curukler, cene agrisi, cene yamulmasi vs. Sebep? Strestendir. Zati birseyin tam olarak sebebi bilinmiyorsa o mutlaka strestendir. Doktorun karsisinda bir garip hissedersiniz kendinizi, ulan amma stresli bir insanmisim, bak doktora da ifsa olduk dersiniz icinizden. (Yoksa bir tek ben mi oyle derim sevgili blog okuyucusu?)

Aslinda bu uveit altta yatan suru sepet 'ciddi' hastaligin belirtisi olabilirmis. Efendim sarkoydoz (kesin boyle yazilmiyodur bu), romaitid bisiy bisiy (internet cikti mertlik bozuldu) vs. vs. neyse henuz doktor bunlari arastirmak icin erken oldugunu soyledi. Aralik ayinda tedavi edildigini dusundugumuz goz bu hafta yeniden pirtlayinca bir an tamam bende kesin Behcet Hastaligi var serzenislerinde bulunmustum ama doktor icimi rahatlatti. Ne diyorduk, internet cikti mertlik bozuldu. Adi wikipedia, uveit ne menem biseymis diye bakarken bir de ne goreyim, komple pirtlamis, kipkirmizi olmus bir goz fotografi karsimda tovbe tovbeeee. 

Simdi bu hikayeyi anlatinca aklima ne geldi. Lisedeki erkek arkadasimin babasi kadin dogumcu idi. Ne akla hizmetse Yavuz okula babasinin tibbi kitaplarini getirirdi. Ben kitaptaki fotograflara bakmamistim ama bakanlarin suratindaki ifadelerden uzun sure bacaklarimizi dikizlemeye yeltenmeyecekleri anlasiliyordu. Kitaptaki hastalikli afedersiniz 'kuku' fotograflari zavalli cocuklarin butun cinsel isteklerini iclerine kaciriyordu :)

Iste boyle de bir animi yazdim sevgili blog okuyucusu. (Bu yaziyi kimse okumayabilir tabi, kime boyle hitap ediyosam).

Haberlere devam. Son birkac ay baskin olarak is stresiyle gecti. Birileri isleri bastan savinca, gayet basit seyleri yapmaktan kacininca, bin kere soyledigin bir seyi ilk kez duyuyormus gibi yapinca kafamin telleri atiyor. Anlasilan o ki sadece kafamin telleri degil, ruhumun da telleri atiyor ki pek sahane bir ruh halinde oldugum soylenemez. Neyse idare ediyorum iste. Zaman zaman hayalimdeki isi kurma hayalleri kuruyorum. Bu is kendi halinde cici mi cici bir kafe. Mahalle kafesi olacak kesinlikle. Gelen insanlarin birbirleri ile tanistiklari, guzel muzik dinleyebilecekleri, corbalarina hasta olacaklari bir yer iste :) Bizim sokakta cok guzel bir bina var. 50'lerden kalma oldugunu tahmin ettigim, yuksek tavanli, guzel balkon demirleri olan, eski bir Gumussuyu evi iste. Bu bina bir iki yil once tamamen satilikti. Simdi ustundeki ilani kaldirdilar. Neyse iste bu binanin alt kati da dukkan. Ben de bizim sokagin yuzunu guldurecek guzel bir yer acma hayali kuruyorum iste. Insanlarin pazar kahvaltilarini susleyecek guzel atistirmaliklar yapmak istiyorum falan filan. Zaten juice bar fikrim aldi yurudu, her kose juice bar oldu. Basta bozuluyodum da sonra dedim ki ne bozuluyosun, para meselesi bu isleeeer.

Amanin Amerikalilarin deyimiyle tam bir 'Loser' gibi konustum. Kaybedici :))))

Cok sukur sikayet edecek hicbirsey yok hayatimizda. Sikayet edecek sey ararsan bulmak cok kolay ne var.

Satir arasi hayat felsefesinden sonra haberlere devam. Mesela benim canim su anda cok kahve icmek istiyor. Olur ya canin cok kahve icmek ister, evde kahve yoktur, senede bir sabah canin yumurta yemek ister, evde yumurta yoktur, heves ettigin filmin alt yazisi bozuktur, dinlemek istedigin radyo kanali cizirdamaktadir vs. ufak tefek seyler :)

Cok alakasiz olacak ama yazinin burasina kadar okumaya sabredenler olmussa size muthis biz lezzetten bahsedecegim simdi: Bulgur King! Burasi Sisli'de etsiz cig kofte yapan kucucuk bir yer. Cig koftenin icine ince cekilmis ceviz ve antep fistigi koyuyolarmis. Muthis bir lezzet. Sisli Camii'ne yakin. Herkese tavsiye ederim, biz yedik bagirsaklarimiz saglam cok sukur, korkulacak bisey yok :)) Bir de ben gecen hafta hayatimda ilk kez kokorec yedim. Burak beni Sisli'de odun atesinde kokorec yapan bir yere goturdu. Superdi valla. Anlayacaginiz uzre gecen haftasonu sokak yemeklerine verdik kendimizi. Simdi bu Bulgur King filan nerden cikti diyeceksiniz. Aksam Ebru'nun  dogumgununu kutlayacagiz Ebru'nun evinde. Raki - meze muhabbeti olacak. Biz de Ebru'ya giderken cig kofte alalim diye konusuyorduk da ordan cikti iste.

Evet birazdan yazima son verecegim. Cunku bu aksam icin soz verdigim uzre humus yapmaya baslayacagim. Deniz Gursoy'un Cilingir Sofrasinda Raki Mezeleri isimli kitabini kullanacagim her zamanki gibi. Meze yemeyi seviyorsaniz bu kitabi mutlaka edinin. Turkiye'nin dort bir yanindan guzel mi guzel meze tarifleri var. 

Karmakarisik bir yazi oldu. Kimbilir bir daha ne zaman yazarim. 

Monday, November 05, 2007

Kumkurdu

Hayal gücünü çalıştırır, insanı çocukluğuna geri döndürür, aynı zamanda yetişkinleri anne-baba olmaya hazırlar, güldürür, duygulandırır, iyi gelir...

Daha ne diyim, yaşınıza başınıza bakmadan gidin Kumkurdu serisini alın ve okuyun :)


Asa Lind'in güzel mi güzel öykü kitapları İthaki Yayınları'ndan çıktı.